| Çocukların tüketim tercihleri ve TV reklamlarının etkisi. |
|
|
|
| Duyurular - Duyurular | |||
|
ÇOCUKLARIN TÜKETİM TERCİHLERİ VE TV REKLAMLARININ ETKİSİ
Günümüzde televizyon hemen her evde yer almakta ve bireyleri farklı biçim ve düzeyde etkilemektedir. En çok etkilenen grubun çocuklar olduğu bilinmektedir. TV deki reklamlar da hızlı, renkli sesli görüntüler içeren temaları ile çocukların ilgi ve dikkat alanlarına girmektedir. Bu çalışma orta sosyo-ekonomik seviyeye mensup 120 kişiden oluşan 10 yaş grubu çocuklarının TV reklamlarına ilişkin düşüncelerini belirlemek üzere bir ilköğretim okulunun üç ayrı dördüncü sınıf şubesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada anket tekniği kullanılmıştır. Sorular öğrencilere açık uçlu verilmiş , onların verdiği açıklamalı cevaplardan seçenekler oluşturarak tablolar düzenlenmiş, anket sonuçlarının frekans ve yüzde değerleri belirlenmiş ve konu çeşitli kaynaklar üzerinden de tartışılarak ailelere öneriler ile bu yazı tamamlanmıştır. Çalışma 10 yaş grubundaki ilköğretim dördüncü sınıf öğrencileri ile yapıldığından öncelikle bu yaşa ilişkin özellikler hakkında kısaca durmak gerekir: 7-12 yaş arasında bulunan çocuklar kimlik ve kişilik özelliklerinin farkına varmaya başlar, bir gruba ait olma gereksinimi önem kazanır. Akranlarla birlikte olma isteği, yakın ilişkiler artar. Akranları ile özdeşim, akranları model alma, taklit etme gözlenir. Başarmak, göze girmek, takdir edilmek ister. Dünyayı siyah-beyaz olarak görme eğilimindedir; grileri pek düşünemez. Mecazları, dolaylı anlatımları, soyut kavramları henüz yeterince algılayamaz. Yeni kazanılan yada fark edilen her özellik çok daha güçlü bir şekilde savunulur. Çocuklar bu dönemde daha ziyade sosyal karşılaştırmalara dayanarak bir benlik algısı oluşturduklarından, kendilerini sürekli olarak diğer akran ve arkadaşları ile kıyaslarlar . Akranlarında gördükleri şeylere sahip olmak isterler. Sahip olduklarını kaybetme, yitirme, olamadıklarını kazanamama ile ilgili olasılıklar çocukları kaygılandırır.
Televizyon reklamları çocukların tüketim eğilimlerini önemli ölçüde etkilemektedir.Baş döndürücü görüntü ve ses efektleri ile reklamlar bilhassa yiyecek ve içecek tüketimine etki etmektedir. Çocuklar TV de gördükleri ilgilerini çeken hemen her ürüne sahip olmak istemekte, kimi zaman ebeveynlerini zor durumda bırakmaktadır. Reklamlarda yer alan tüketim sloganlarına sürekli maruz kalan çocuklar , salt tüketerek mutlu olunacağı şeklinde bir düşünce geliştirmektedirler.
Çocuklar da birer tüketicidirler ve çocuk tüketicilerin ebeveynlerin alış-veriş kararları üzerindeki etkisi gün geçtikçe artmaktadır. Reklam endüstrisi çocukları hedef almıştır ve bunun başlıca üç nedeni vardır. Çocuğun elinde, eskiye nazaran daha fazla para olması, çocuğun marka seçimlerinde aileyi etkilemeye başlaması ve marka sadakatini aşılamanın çocuklarda çok daha kolay olmasıdır.
Reklamların çocuklar üzerindeki etkileri yaşla birlikte artar. Aşağıda yaş gruplarına ilişkin etki oranları yer almaktadır : 0-5 yaş %20 etki 5-7 yaş %55 etki 7-10 yaş % 62 etki 10-15 yaş %70 etki 15-17 yaş %85 etki
Çağımızda reklam bilgi vermek yerine artık ikna etmek, arzu uyandırmak için üretilmektedir. Bunu kanıtlayan pek çok somut araştırma bulunmaktadır: “..Batılı toplumsal yapılarda çocuklar dünyaya modern kapitalizmin sunduğu malları tüketmek için bir dizi arzu ile gelmezler, tüketici olmayı öğrenirler…” (Leiss,Kline ve Jhally,1997:278-284)
Reklamcılığın temel hedefi ürünü tanıtma ve satmadır. Reklamın “malı tanıtma ve satma” nitelikleri üzerinde duran çocuklar, reklamın niyetinin ne olduğunu anlayan çocuklardır. Sadece reklamın eğlence ve zaman geçirme özelliği üzerinde duran çocuklar da vardır, bu bir gerçek olmakla birlikte bu çocuklar reklamın ne amaçla yayınlandığını henüz kavrayamamış olanlardır. TV reklamı ; belirli ürünleri, marka adlarını tüketicinin dikkatine sunar. Hem ürünü tanıtır hem de ürünün piyasadaki varlığını hatırlatarak alış –verişe özendirir. Çocuğun marka kavramını bilmesi, anlaması, belirli bir ürünün niteliklerini gösteren bilgileri seçme yetisinin göstergesidir.. A marka gazozu, B marka gazoz yerine seçme gibi. Ürüne verilen ad, ürünün üzerindeki resim gibi yanıtlar markanın çocukça somut olarak algılandığının göstergesidir.(Tokgöz,1982,s:68-72)
Marka ürünün menşeini gösterir, kalite güvencesi ve garantisi taşır . (Baykal,1999,s:69) Her anne - baba çocuğunun ihtiyaçlarını en iyi ve en güzel şekilde karşılamak ister,hatta bazı anne babalar kendi çağlarında ele geçmeyen bazı fırsatları yetersizlik duygusu ile telafi ederek ellerindeki tüm imkanları bilinçsiz ve abartılı bir şekilde çocuklarına sunarlar. Tüketim kültürü, tüketicilerin faydacı olmayan statü arama , başkalarıyla arasında fark yaratma, ve yenilik arama gibi maksatlarla ürün ve hizmetleri tutkuyla arzuladıkları, peşine düştükleri, elde etmeye çalıştıkları bir kültüre karşılık gelir. Bu kültür çağımızın yaşam biçimini yansıtır. (Aytaç,2006;27-53)
Tüketici bir birey olarak annelerin, tüketim alışkanlıkları önemlidir, çünkü büyük ölçüde çoçukları tarafından model alınarak davranış biçimi haline gelir. Annenin bir malı satın alırken nelere dikkat ettiği, nelerden etkilendiği hususu önemlidir. TV reklamı, komşuların arkadaşların aktardığı deneyimler ve tavsiyeler, malın fiyatı, görünüşünün estetetik olup olmadığı, önceki deneyim ve kıyaslamaları, ürünün popülaritesi v.b. etkiler annenin tüketim davranışını belirler.( Tokgöz,1982, s:123)
Bazen anne çocuk ile beraber ürünün belirli özelliklerini paylaşarak onun tüketici davranışını etkiler, bazen de küçük çocuklar edilgen davranarak bir ürünün annesinden alınmasını isteyerek annenin tüketim davranışını başlatmış olur. Beğeni alanlarına giren ürün reklamları sırası ile meşrubat, şekerli gıdalar, oyuncak, otomobil, temizlik malzemeleri ve en son olarak kitap-dergi şeklinde yer almaktadır. Görülen ürünleri alma, tüketme isteği yüksektir ve grubun yarısından biraz fazlası harçlıkları yolu ile ürüne kavuşabilirken diğer yarısı hayal kırıklığına uğrayabilmektedir. Ebeveynlerin her şeyden önce aşağıdaki reklamlarla ilgili uluslararası ortak bildiri ( ki en başta medya yöneticilerinin, reklam verenlerin, reklam yönetmenlerinin dikkate alacağı hususlardır…) nin sekiz maddesi hakkında bilinç sahibi olması gerekmektedir.
1.Ayırt Edebilme: Çocukların özel olarak korunmaları gerektiği için ve Esaslar’ın 11.maddesini özellikle uygulamak üzere, reklamların, yazılar ya da program malzemesi ile herhangi bir şekilde karıştırılması olasılığı bulunuyorsa reklamlar açıkça “reklam” olarak belirtilmeli veya aynı derecede etkili bir şekilde ayırt edilmelidir. 2. Şiddet: Reklamların, yasalara ve/veya genel kabul gören toplumsal davranış kurallarına aykırı düşebilecek davranış ya da durumlarda şiddete göz yuman bir yaklaşım sergilememesi gerektiği unutulmamalıdır. 3. Toplumsal: Reklamlar, bir ürüne sahip olmanın ya da bir ürünü kullanmanın tek başına, çocuğu yaşıtı olan diğer çocuklara göre fiziksel, sosyal veya psikolojik bir avantaj sağlayacağını veya bu ürüne sahip olmamanın aksi yönde bir etki yaratacağını ileri sürerek toplumsal değerleri sarsmamalıdır. Reklamlar toplumda geçerli değerleri dikkate alarak otoriteyi, sorumluluk duygusunu, ana babanın yargılarını ve zevklerini küçük düşürücü olmamalıdır. 4. Güvenlik: Reklamlar, çocukları tehlikeli durumlara sokabilecek veya onları tanımadıkları kişilerle ilişki kurmaya ya da bilmedikleri veya tehlikeli yerlere gitmeye teşvik edebilecek hiçbir ifade ya da görsel sunum içermemelidir. 6. İkna: Reklamlar, reklamı yapılan ürünün kendilerine alınmasını sağlamak üzere başkalarını ikna etmek için, çocuklara yönelik doğrudan bir çağrıyı içermemelidir. 7. Gerçeğe Uygun Sunum: Reklamların, çocukları, reklamı yapılan ürünün gerçek boyutları, değeri, özellikleri, dayanıklılığı ve performansı hakkında yanıltmaması için özel bir dikkat göstermelidir. 8. Fiyat: Fiyat, çocukların ürünün gerçek değerini yanlış bir şekilde algılamalarına yol açacak şekilde belirtilmemelidir. Reklamı yapılan ürünün her aile bütçesinin olanaklarıyla ağlayabileceğini ima etmemelidir. (Reklamla İlgili Ortak Bildiri, 1994, s:31)
Ülkemizde RTÜK 'ün reklamla ilgili yönetmeliğinin 10. maddesinde çocuklara yönelik reklamlar tanımlanarak şu şekilde düzenlenmiş:
Yukarıdaki yasal bildirimlerden ve bulgularından hareketle ailelere, ebeveynlere aşağıdaki öneriler getirilebilinir :
1.Çocuğun TV karşısında geçirdiği süre 1-2 saati aşmamalıdır. 2.Bilhassa ilköğretim çağındaki çocukları ile anne-baba TV’yi birlikte izlemeli, TV ortak bir alanda, planlanan program için açılmalı ve kapatılmalıdır. 3.Aile sık TV izlemek yerine kitap okuyarak, müzik dinleyerek, spor yaparak v.b. çocuğa doğru model olmalıdır. Çocuk, aktivitelere yönlendiğinde övülmeli ve takdir edilmelidir. 4.Ebeveynler çocuğun TV’de gördükleri hakkında konuşmalı, paylaşımlarda bulunmalıdırlar. Reklamların nasıl hazırlandığını açıklayarak ve ürünü gerçek yaşamda göstererek, birlikte alış-verişe çıkarak çocuğa iyi ürün, kaliteli ürün seçme becerisi kazandırmalı, aynı ürüne ilişkin değişik markalar arasından ekonomik olanı da ayırtetme alışkanlığını edindirmelidir. 5.Parayı doğru harcamak kadar tasarruf edebilmenin, biriktirmenin de önemine değinilmeli, günlük gereksinimler dışındaki arzu edilen şeyler için çocuklara kumbara alma, bankada hesap açtırma özendirilmelidir. 6.Ebeveyn doğru model ve davranışları gösterdikten sonra, artık, eline para geçen çocuk, parayı nerede kullanacağı ve nasıl harcayacağı ile ilgili bir seçim şansına sahip olacak , kimi zaman yanlış tüketim davranışlarının sonucuna da katlanacak giderek daha etkili ve doğru tercihler yaparak sorumluluk duygusu ve özgüveni gelişecektir. Ancak burada çocuğa verilecek para, harçlık miktarı üzerinde biraz durmamız gerekecektir. Çok küçük yaştaki okul öncesi dönemdeki çocuk için para istediği şeyi aldırmak için bir araç iken, artık matematik kavramlarını anlamaya başlayan ilköğretim çocuğu için paranın sayısal bir değeri vardır ve alınan şeye ödenen bir bedeldir ve ilköğretim çağındaki çocuklara verilecek cep harçlığı haftalık olarak, okul zamanı asgari günlük temel ihtiyaçları karşılayacak düzeyde verilmelidir. Harçlığın fazla verilmesi durumunda çocuk bunu arkadaşlarına bir güç gösterisi olarak kullanabilir, gösteriş tüketimi yapabilir. Harçlığın az verilmesi durumunda çocuk, arkadaşlarının yanında eziklik yaşayabilir yada davranış bozukluğuna, çalmaya sebebiyet verebilir. Bu bakımdan ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken diğer bir husus da çocuklarını kendi sosyo-ekonomik- kültürel düzeylerine uygun okullara göndermeleri, çocuklarına verebilecekleri harçlık miktarını makulce izah etmeleri olacaktır.
Uzm. Psikolog Banu Beyaz Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi/İST.
|













