| Engelli Öğrencilerin Eğitiminde Aile |
|
|
|
| Kaynaştırma - Kaynaştırma | |||
|
Eğer eğitimi üç katmandan oluşan bir piramide benzetecek olursak, piramidin en alt katmanı, aileyi, orta katmanı eğitim aldığı kurum ve kişileri, en üst katmanı ise bireyin kendi çaba ve yeterliliğine bağlı başarı eşiği olarak değerlendirebiliriz. Bu bağlamda ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi ne kadar yüksekse piramidimizin temeli o kadar güçlü ve sağlam olmakla beraber, orta katmandaki faktörler olan eğitim kurum ve personeli açısından da destekleyici bir unsur oluşturmaktadır. Tüm bu olumlu koşulların gerçekleşmesi halinde, öğrencinin fazla zorluk yaşamadan verimli bir eğitim süreci yaşayarak topluma kazandırıldığını düşünüyorum. Normal bir eğitim sürecinde anne babanın potansiyeli ve desteği bu kadar önemli yer kaplarken Engelli öğrencilere yönelik Özel Eğitim sürecinde bu önem Beşe-Ona katlanarak karşımıza çıkmaktadır. Bir bireyin ilk öğretmenleri anne-babasıdır. Bu aşamada “Doğmadık çocuğa don biçmek” deyimini eğitim anlamında kullanarak uzun süreli bir proje kapsamında Evlendirme dairesine başvuruda bulunan genç çiftlerin Üniversite, Hastaneler, Rehberlik Araştırma Merkezleri, Müftülükler ve Belediyelerin işbirliği ile açılabilecek seminer ya da kurslara katılımlarını sağlayarak, uzmanlar tarafından aile kavramı, çocuk gelişimi ve eğitimi gibi konularda bilinçlendirilmelerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Maalesef toplumumuzdaki anne-baba adaylarının büyük bir çoğunluğunun aile kavramı ve aile planlaması konusunda bilinçsiz olduğu kanısındayım. Benim kanaatimce aile planlaması az çocuk yapmak ya da çocuk yapmamak değil; geçimlerini sağlayabileceğimiz, ilgilenebileceğimiz ve de yeterli eğitim olanakları oluşturabileceğimiz bir aile ortamı kurmayı amaçlamaktır. Her şeyden önce yeni evlenmiş bir anne-baba adayı en güzelinden ve kalitelisinden eşyalarla evlerini donatırlar fakat bu yeni aldıkları eşyalardan özellikle elektronik ve mekanik aksamlı olanların kullanma kılavuzunu okumadan kullanmaya çalışmazlar. Bilirler ki aksi takdirde cihazın bozulma riski yüksektir. Ne var ki dünya ya yeni bir varlık getirmeye karar verdiklerinde bu yeni varlığı tanımaya, hangi evrelerde ne gibi aşamalardan geçeceğini ve o varlığa nasıl yön verecekleri gibi konularla pek ilgilenmediklerini görüyoruz. Bir çocuğu yetiştirmek sadece onu beslemek, giydirmek, gezdirmek, oyuncaklara boğmak değildir. Onun tüm gelişim evrelerini bilerek onu tanımaya ve anlamaya çalışarak hayat yolunda rehberlik yapmaktır. Öyle ki, dünyaya gelen bu çocuğumuz birde çeşitli etkenler tarafından engelli bir birey olmaya itilmişse ailenin önemi esas olarak burada devreye girmektedir. Çünkü bu çocuk egelinden ötürü akranlarından daha fazla ilgiye ve yönlendirmeye ihtiyaç duyacaktır. Hangi engel grubunda olursa olsun, Engelli bir çocuğa sahip olduğunu öğrenen ailelerin büyük çoğunluğu bir şok ve hayal kırıklığı yaşamaktadır. Çünkü hepimiz çocuğumuzun kusursuz, başarılı bir birey olarak yetiştirme çabası içerisindeyizdir. Bu tepkiyi daha sonra yadsıma(Ret), kızgınlık, kaygı, uzlaşma, kabul süreçleri izler. Bu süreçlerin yaşanma şiddeti ve yoğunluğu engelin türüne ve derecesine göre değişebileceği gibi, ailenin aldığı sosyal, duygusal(psikolojik) ve ekonomik desteğe göre de değişkenlik göstermektedir. Bu aşamadan sonra anne-babanın eğitim konusunda devreye girmesi söz konusudur. Bu konuda bilinçli ebeveynlerin çocuklarının eğitimi konusunda daha duyarlı ve azimli olduklarını görmekteyiz ama bu tür ailelerimizin sayısı maalesef çok az. Bununla beraber cahilliğin ve bilinçsizliğin verdiği cesaretle ilk çocuğu engelli olarak dünyaya geldiği halde bunun sebebini araştırmadan 2. ci, 3. cü, 4. cü ……. Ve nihayetinde 7. ci çocuğunu da dünyaya getiren ve ne yazık ki 7 çocuğu da engelli olan ailelerimizle de karşılaşmaktayız. Maalesef ülkemizde çocuğunun durumundan habersiz, sosyo-kültürel düzeyi düşük seviyede olan ve çocuğunun eğitimine katkıda bulunamayan bu tarz ailelerin sayısı çok yüksek oranlarda olduğunu gözlemlemekteyiz. Eğitim ve özel eğitim konusuna bilinçli ailelerin çocuklarının eğitim alığı özel eğitim merkezlerinde ve okullardaki özel eğitim uygulamaları konusunda denetleyici bir mekanizma oluşturacağını, bu durumun ise, bu okul ve kurumların eğitim boyutunda kendilerini daha fazla disipline etmeleri için tetikleyici unsur olacağı kanaatindeyim. Demek istediğim bilinçli anne babaların sayısını ne kadar artırabilirsek, özel eğitim alanında hizmet veren kurumların eğitim kalitesinin de o kadar artırabiliriz. Sonuç olarak günümüzde ailelere yönelik rehberlik hizmetleri neredeyse zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiştir. Engelli birey en yoğun duygu ve bilgi paylaşımını kendi ailesi içerisinde yaşamaktadır. Bu nedenle Özel eğitimde ailenin yeterli desteği olmadan önemli bir gelişme sağlanamayacağı aşikardır. Bunun için yukarıda bahsettiğimiz Evlilik öncesi kurs projesi gibi projeler önleyici Sağlık hizmeti işlevselliği görürken, Önlenemeyen vakalarda da engeli bireylerin ailelerinin de ilgili kurumlardan gerekli psikolojik yardım ve rehberlik hizmeti alarak çocuklarına daha verimli olmaları sağlanması gerektiği kanaatindeyim. Unutmamamız gereken son şey ise insan olarak hepimiz, herhangi bir şekilde engelli bir birey olma ya da engelli bir bireyin ebeveyni olma konusunda sürekli adayızdır. Ama bu riski azaltmak yine bizim elimizdedir. Eğer bu konuda toplum olarak daha bilinçli bir nesil yetiştirebilirsek bu alandaki sıkıntılarımızın kendiliğinden azalacağını umut ediyorum.
Her alanda engelsiz yarınlar dileğiyle…
Nurullah KARARMAZ Özel Eğitim Hizmetleri Böl. Bşk.
|







