Aile Terapisi ve Okullardaki Kullanım Alanı
Adından da
anlaşılacağı üzere aile terapisi, dile getirilen sorunların, ait olduğu
bireye atfedilerek değil de, ailenin tümü göz önüne alınarak aşılmasına
denir. Bu iyileştirme sürecinde ailenin isleyiş biçimi, aile üyelerinin
birbirleriyle ilişki ve iletişimi öncelikli olarak ele alınır.
Şimdi aile
terapisinin gelişimine hizmet etmiş teorisyenlerden başlıcalarının
çalışmalarına bakalım. Sonra da okul ortamında çalışan psikolojik
danışman ya da öğretmenlerin bu terapi yönteminden yararlanabilecekleri
noktaları açığa çıkaralım.
“Aile Terapisi”nin Tarihsel Gelişimi
Psikolojik
sorunların tedavisi sırasında tüm aile üyelerini bir arada gören ilk
kişi 1940 yılında Bowlby olmuştur. Aile terapisinin ortaya çıkması,
değişik ekollerden araştırmacıların 1950’lerden itibaren çalışmalarında
görülmektedir. İnsanlarda, içinde yaşadıkları ilişki sistemini görme
beceriksizliği olduğunu öne süren Hoffman, aile tedavisi hareketinin,
insanların semptomatik davranışlarının klinisyenin ofisi yerine doğal
ortamında yani aile içinde incelenmeye başlamasıyla doğduğunu
söylemiştir.
1950'lerin başında
bir grup araştırmacı Kaliforniya Palo Alto'da şizofren hastalar ve
ailelerinde iletişim örüntülerini incelemiş ve 1956'da "Toward a Theory
of Schizophrenia" (Bir şizofreni kuramına doğru) adlı makaleyi
yayınlamışlardır. Bu grubun çalışmaları iletişim örüntüleri üzerine
yoğunlaştığı için bu ilk terapistlerin çalışmaları
"İletişim Okulu" olarak
bilinir.
Dünyanın ilk aile
tedavisi merkezi MRI Mental Research Institute eğitim, araştırma ve
tedavi amaçlı olarak, 1959 yılında Palo Alto'da Don Jackson tarafından
kurulmuştur. DBE Kurucu Başkanı Psikolog Emre Konuk ve Psikiyatrist Dr.
Murat Dokur'un da eğitim gördüğü MRI'a, 1962–1967 yıllarında Jay Haley
de katılmış ve iletişim teorisine güç çatışması kavramını da
eklemişlerdir.
Haley'nin, 1967 ile
1976 yılları arasında Minuchin ile birlikte çalıştıktan sonra
yayınladığı "Problem Solving Therapy" adlı kitabında, sorunlu ailelerde
bir diğerinin mesajını etkisiz kılma çabası sonucu ortaya çıkan
çatışmalı iletişim incelenmiştir. Bu noktadan hareketle
Problem Merkezli Kısa Aile Terapisi Modeli
(problem focused therapy) olarak adlandırılabilecek bir
yaklaşım doğmuştur. Problemin tanımı ve problem çerçevesinde kimin, ne
zaman, ne yaptığı detaylı bir şekilde araştırılır. Problemin devam
etmesine neden olan işe yaramayan çözümlerdir. Kalıpların bozulması
önemlidir. Semptomun ortadan kalkması ile terapi amacına ulaşmış olur.
Alanın önemli
isimlerinden Virginia Satir ise, iletişim teorilerini kabul ederken
duyguların iletimine daha önem verir ve aile terapisini benlik
saygısının gelişmesi ve kişiliğin olgunlaşmasının en önemli yolu olarak
görür. Görüşlerini ortaya koyduğu kitaplardan biri olan "People Making"
(1967), 2001 yılında dilimize çevrilerek İnsan Yaratmak adı ile
yayınlanmıştır.
1976 yılında Haley,
Cloe Madanes ile beraber Aile Terapisi Enstitüsü’nü kurmuş ve
Stratejik Terapi veya
Kısa Terapi olarak anılan kendi modelini geliştirmiştir.
1965–1981 yılları
arasında Philedelphia Çocuk Yönlendirme Merkezi yöneticisi olan Minuchin,
Yapısal Okulu kurmuştur.
Şehirlerde gecekondu bölgelerinde yaşayan ailelerle ve suç işleyen ergen
erkeklerle çalışmıştır. Normal ve disfonksiyonel ayrımı yapar. Terapinin
amacı ailenin yapısal olarak yeniden organize olmasını sağlamaktır.
Hiyerarşi, sınırlar, alt sistemler ve koalisyonlar en temel
kavramlarındandır. Salvadore Minuchin ve Charles Fishman’ın birlikte
yazdıkları ‘Aile Terapisi Teknikleri’, yapısal aile terapisinde
kullanılan teknikleri incelikle tanımlar.
1980'li yıllarda,
Wisconsin Aile Çalışmaları Enstitüsü bünyesinde kurulan Kısa Aile
Terapisi Merkezi'nde çalışan Steve de Shazer, Erickson ve MRI'dan
etkilenerek yazdığı "Kısa Terapide Çözüm Anahtarları" ve "Kısa Terapi
Kalıpları" adlı kitaplarını yayınlayarak, aile terapisinde çok önemli
bir gelişmeye imza atmıştır. Çözüm
Odaklı Aile Terapisi (Solution-Focused Therapy) olarak
adlandırılan bu yaklaşım özellikle okullardaki kullanım alanı açısından
dikkate değerdir.
Okullarda “Çözüm Odaklı Aile Terapisi”nin Kullanım Alanı
Okullarda aile
terapisinin kullanım alanı çok fazladır. Bir rehber öğretmen için aile
terapisinin becerilerini kullanabiliyor olmak, aniden oluşan kriz
anlarında, velilerin okulda çocuklarının sorunlarına çözüm aramaya
geldikleri zamanlarda ve diğer sıkıntılı anlara yönelik çalışılması
gereken durumlarda büyük mesleki kolaylık demektir.
Örneğin, okuldan
kendilerine rehberlik edilmesini bekleyen bir ana-babaya, rehber
öğretmen yapısal terapinin ana temaları kullanılarak alt sistemler,
sınırlar ve koalisyonlarla ilgili öneriler verilebilir. Ya da, aile
terapisi yetkinliği olan rehber öğretmen, öğrencisinin yaşadığı sorun ya
da sorunlara aile üyesinin katkısı olduğunu hissederse veya sorunun
aşılması için aile üyelerinin de desteğine ihtiyaç duyarsa öğrenci ve
ailesini okulda görüşme yapmaya çağırabilir. Gerekli durumlarda
öğrenciyi ailesiyle beraber iken evinde ziyaret edebilir. Hatta
kullanmayı tercih ettiği, kendini yakın hissettiği tekniklere bağlı
olarak, ailenin tümünü bir araya getirmesi gerekmeyebilir. Evde
yapılacak müdahaleler ve "ev ödevleri" öyle ayarlanabilir ki, öğrencinin
bulunmadığı görüşmeler de bile işe yarar adımlar atılabilir. Yetkin
olduğu teknikleri kullandığı ve okul ortamının izin verdiği ölçüde
oldukça etkili olacağı kesindir.
Bununla beraber,
okul ortamında rehber öğretmenin
ilgilenmesi gereken öğrenci sayısı çok ve zamanı kısıtlıdır.
Bu durum rehber öğretmenler için etkili
ve hızlı çözüm yollarını
ihtiyaç haline getirmiştir. Çözüm Odaklı
Aile Terapisi bu noktada diğer modellerden ayrışmaktadır. Bu
yaklaşımın okul ortamındaki müdahaleleri, odak noktası "problemin sebebi
nedir?" olmadığı için, diğer tekniklere göre, hem okul çalışanları hem
de öğrenciler için daha etkili ve daha az stres vericidir.
Çözüm Odaklı Aile
Terapisi yaklaşımını kullanmakta olan bir rehber öğretmen, sahip
olmadıkları, eksik olan becerilerini danışanlarına, öğrencilerine
öğretmeye çalışmak yerine, zaten var olan kaynaklara, başarının var
olduğu alanlara yönelir. Müdahaleler, sıkıntı yaşanılan anların değil
de, problemin var olmadığı özel anların altını çizer. Rehber öğretmen
danışanından (öğretmen, veli ya da öğrenci) şimdiye kadar hiç
başaramadığı bir şey yapmasını istemek yerine, arzulanan durumu daha
önceki benzer bir başarılı anla özdeşleştirir. Örneğin, öğrencilerini
kontrol etmede sorun yaşayan bir öğretmene yeni bir davranış programı
oluşturmasını önerip, sınıfta bağırıp çağıran öğrencilerine sarılıp,
içinden çığlık atmak geldiği anda da gülümsemesini istemek yerine, bir
kaç gün önce bir öğrencisinde başarılı olduğu bir müdahaleyi devam
ettirmesini söylemek daha etkili olacaktır.
Bu yaklaşım,
"normal" olarak tasvir edildiğinde problemleri daha çözülebilir kılan
dilin gücünü kullanır. Problemler, pozitif olasılıkların göz önüne
alındığı şekilde "yeniden tasvir" edildikçe, başarı ulaşılabilir hale
gelir. Örneğin bir öğretmen devamlı kızgın olan bir öğrencisinden
şikayet ediyor olabilir. Rehber öğretmen bu durumu, öğrencinin "zaman
zaman kızgınlıkla başı belada" şeklinde geri yansıtır. Böylece sorun
dışlanır. Kişi problemin kaynağı olmaktan çıkar ve sorun dış etkenlere
atfedilir. Hatta rehber öğretmen bir adım daha ileriye giderek öğretmene
ve öğrenciye, bu kızgınlığın öğrencinin canını çok da sıkmadığı anları
fark etmelerini isteyebilir. Bu yaklaşım öğretmeni, öğrenciyi farklı
şekilde algılamasına, öğrenciyi ise yeni bir davranış geliştirebileceği
şekilde kızgınlığının farkına varmasına cesaretlendirir.
Başarı amacın
gerçekleştirilmesi demek olduğundan, bu amaçları geliştirmek ve
belirlemek çözüm odaklı aile terapisi için çok önemlidir. Bu durumda,
kontrol edilemeyen değil yapılması mümkün olanı amaçlamak esastır.
Örneğin, ne öğrenci ne de rehber öğretmen bir anne-babayı kavga etmekten
ya da boşanmaktan vazgeçiremez. Ama bir öğrenci daha önce böylesi
durumlarla, çok zorlanmış olsa da, nasıl baş ettiğini hatırlayıp
listeleyebilir. Zaten bu danışma seansı bir baş etme durumu değil mi?
Nasıl buraya gelmeye karar verdi ve bu kadar açık ve etkili bir şekilde
sorununu konuşmayı başardı? İşte böyle basit ve dakikalık durumlar
sorunun "kontrol altında" olduğu anlardır. Hatta seans sırasında bu
notlar yazıya dökülür, bir kopyası rehberde kalır. Bir kopyasını da
öğrenci gerektiğinde bakıp hatırlayabilmesi için evine götürür.
Ayrıca, birçok okul
ortamında rehber öğretmene bir öğrenciyi ya da sorunu düzeltecek, tamir
edecek kişi olarak bakılmaktadır. Övgü olarak da düşünülebilse de,
günümüzdeki iş yükü ile bir rehberin ya da yöneticinin böyle bir
"çözümde tam sorumluluğu" yüklenmesi gerçek dışı görülmektedir. Çözüm
odaklı aile terapisi yaklaşımını benimseyen bir okul programı ilk
görüşme sonrasında rehber öğretmenin işini hafifletip, sorunu
gözlemleyen öğretmene ve öğrenciye daha çok sorumluluk yüklemektedir.
Tüm bu anlatılanlar
ışığında, aile terapisi ve özellikle çözüm odaklı aile terapisinin bir
rehber öğretmen için ne kadar işe yarar bir yaklaşım olduğu
görülmektedir. Son yıllarda ülkemizde aile terapisi alanındaki ümit
veren gelişmeler göz önüne alındığında, düzenlenen eğitimlerle yetkinlik
kazanan psikolog, psikolojik danışman ve diğer meslektaşların
çalışmalarında bu yaklaşımı kullanmakta oldukları anlaşılmaktadır. Bu
noktadan yola çıkarak denilebilir ki, rehber öğretmenlerin bu çok işe
yarar yöntemi okullarda kullanmaya başlamaları da fazla zaman
almayacaktır.
Psikolojik Danışman
Gaye Korkmaz
Kaynakça:
1. Kılıç Ö. Emine
(1996). Aile Tedavilerinin Tarihçesi. Yayın Sorumlusu: Prof. Dr. Efser
Kerimoğlu, Aile Tedavileri, sf.1-9. Ankara
Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiatrisi Bilim Dalı. Ankara, 1996.
2. Bray İrem,
Geçmişten Günümüze Aile Terapisi,
www.gelishim.netteyim.net/aileterapi1
3. Metcalf Linda
(1995). Counseling Toward Solutions. Newyork: The Center For Applied
Research in Education
|