Yaşamın Kaçınılmaz
Terslikleri İle Mücadele Edebilen İyimser Çocuklar Yetiştirebilmek…
Yaşam sürprizlerle doludur. Karşımıza büyüklü küçüklü pek çok hoşluklar
çıkabileceği gibi, sevimsiz engellerle de karşılaşabiliriz. Kimimiz bu
hoşlukları ve engelleri abartılı bir şekilde algılar ve bunlara takılıp
kalır iken, kimimiz de hoşlukları da engelleri de doğal süreçler gibi
algılayarak üstlerinden atlar ve yolumuza devam ederiz. Çevremize göz
atacak olur isek, yaşamın keyfini süren iyimserlerin yanı sıra, yaşamın
güçlüklerine kolayca teslim olan, yaşamla ilgili negatif tahminlerde
bulunan pek çok kötümser de görebiliriz. Tüm psikolojik araştırmalar
gösteriyor ki ne kadar kötümser iseniz depresyona girme ihtimaliniz de o
kadar yükseliyor. O halde anne babalara yeni bir görev daha düşüyor.
İyimser bir bakış açısına sahip, yaşamın kaçınılmaz terslikleri ile baş
edebilen pozitif çocuklar yetiştirmek.
Bazı
ailelere iyimserlikten bahsettiğimizde “her şey, dünya ve ben ne
kadar harikayız” diye dolaşan çocuklar istemiyoruz derler. Çünkü her
şeyin harika olduğu bir dünyada yaşamıyoruz. Çok da haklılar. Bizim
kastettiğimiz şey de “boş iyimserlik” değildir. Pozitif düşünce sürekli
neşeli şeyler düşünmek değildir. “her gün, zaman geçtikçe, giderek
daha iyi... olacağım” gibi bir düşünce ile güçlükleri
yenebilmektir. ‘İyimserlik’ in doğruluk payı yüksek olmalıdır. Sadece
neşeli pozitif ifadeler başarılarınızı ve anlık ruh halinizi olumlu
biçimde yükseltemez. İyimserlik gereksiz olumluluktan çok, negatif
olmayan düşüncelerin gücünden faydalanma üzerine çalışır. İyimserlik
kendinizi neşelendirmek için kullanacağınız kavramlardan çok uzaktır.
Örneğin, ‘Ben özel bir kişiyim’, ‘Hayatım hep daha iyiye gidiyor’,
‘İnsanlar bana bayılıyor’...vs. Bu tip cümleler kısa bir süreliğine
kendinizi iyi hissetmenize sebep olacaktır ama sizi hedeflediğiniz
noktalara ulaştırmayacaktır..
Kötümser düşünmenin yüksek bedelleri vardır. Yapabilecekleri hiçbir şey
olmadığına inanırlar. Problemlerin sonsuza dek süreceğine ve
değiştirilemeyeceğine inanırlar ve çözüm aramazlar. Bu tarz negatif
inançlar genellikle doğru değildir. Pek çok kötümser durumu
felaketleştirir. Tüm potansiyel nedenler içinden en kötüsünü seçer.
Depresyona yatkın çocuklar da problemleri ile ilgili en kötü senaryoya
odaklanırlar. Kontrol edilemez bir biçimde kendilerini suçlarlar. En
negatif yorumları yaparlar. Daha iyimser ve doğru alternatifler
üretemezler. Probleme katkıda bulunan diğer faktörleri görebilen
çocuklar, enerjilerini problemin farklı noktalarına yönelterek, problemi
çözebilirler.
Ancak iyimserlik, bir şeyler kötü gittiğinde başkalarını suçlamak
değildir. Problemlerde size düşen sorumluluğu sahiplenmektir ve onların
çözümünde yardımcı olmaktır. Bunun yanı sıra, üzüntülerden veya
kızgınlıktan kaçmak da değildir. Negatif duygular, hayatın bir
parçasıdır ve onu zenginleştirir. Ne kadar büyük problemlerle
karşılaşırsanız karşılaşın, iyimser düşünmeyi otomatik hale getirmiş
çocuk en ufak umut ışığının olduğu durumlarda, zorlukları yenmeyi
başaracaktır. İyimserlik, iyi aile modelinin veya güçlü ahlaki
değerlerin yerine geçemez.. İyimserlik, sadece bir araç ama çok güçlü
bir araçtır.
Aslında küçük çocuklara dikkat edecek olursanız doğuştan gelen pozitif
bir bakış açıları olduğunu görürsünüz. Onlar doğal iyimserler oldukları
için sevimlidirler ve mutludurlar. Pozitiflik çocukların gelecekteki tüm
çevresel ve içsel kaynakları kullanabilmeleri için güçlü bir kredidir.
Bir
çocuk kötümser ise bunun büyük bir kısmını, annesini babasını ve saygı
duyduğu öğretmenlerini, büyüklerini gözlemleyerek öğrenmiştir. Çocuğunuz
özellikle sorunlar karşısındaki davranış kalıplarınızı, söylediklerinizi
ve yaptıklarınızı adeta bir sünger gibi emer. Olayları yorumlama
biçiminizin çocuğunuz tarafından aynen kopyalanma ihtimali çok büyüktür.
Yorumlamada üç önemli ayrım vardır. Kalıcılık, yaygınlaştırma ve
kişiselleştirme. Kötümser biri karşılaştığı engellerin değiştirilemez
olduğuna ve yaşamında pek çok şeye mal olacağını inanır. Kötümser
kişilerin pek çoğu kötü kaderlerinin gelecekte de sürerek onlara pek çok
fırsat kaçırtacağını, başarısız ilişkilere neden olacağını, sürekli
kaybeden sıradan, alelade kişiler olacaklarına inanırlar. Hatta
problemin kendi kabahatleri olmadığını anladıklarında dahi, durumun
değişmeyeceğine inanırlar ve değiştirmek için çabalamazlar. Genellikle
de ortaya çıkan probleme kendilerinin neden olduğuna inanırlar.
Küçük bir çocuk olumsuz bir duygu hissettiğinde saklanacak sıcak,
güvenli, tanıdık bir yer arar. Böyle bir yeri varsa tehlike geçene dek
burada saklanır. Böyle bir yeri yoksa tehlike karşısında donar kalır.
Çocuğunuzla aranızda güvenli bir bağ oluşturmanız önemlidir. Güvenli
bağlanan çocuklar, güvensiz bağlanan çocuklara göre etrafı kolayca
keşfederek, kontrolleri altına alırlar. Güven hissettikçe yaşamda yeni
şanslar aramak için kendilerini hazır hissederler. Keşfetmek ve başarmak
pozitif duyguları sürekli tetikler. Pozitif duygular sizi sürekli yukarı
doğru çıkaran bir spiral gibidir. Alışkanlık haline getirilmiş negatif
duygular ise aşağı doğru inen bir spiralde ilerlemeye yol açar. Bu
spiral depresyona dek iner ve zaman geçtikçe kronikleşir.
O
halde anne baba olarak en önemli işlerimizden biri çocuğumuzdaki pozitif
duyguları ve özellikleri ortaya çıkarmaktır. İşte anne babalara
çocuklarına iyimserliğin ve güvenli bağlanmanın tohumlarını atıcı bazı
öneriler:
Çocuklar en fazla anne babalarının kendi aralarındaki
çatışmalarda kullandıkları yorumlama ve problemi çözme biçimlerini
kopyalarlar. Çoğu kez de bu çatışmalardan yaralanırlar. Ama çatışmadan
kaçmakta çözüm değildir. Birbirlerini çok seven kişiler bile arada bir
çatışabilirler. Anlaşmazlık hayatın bir parçasıdır. Önemli olan
çocuklara çatışmaların nasıl çözümlendiği konusunda model olmaktır.
Çatışmaların ve kavgaların zararlarını azaltmak için şunları
yapabilirsiniz.
§
Çocuğun önünde fiziksel şiddet kullanmayın. Buna bir şeyler fırlatmak ve
kapı çarpmak da dahil. Bu tür davranışlar çocuğu haddinden fazla
ürkütür.
§
Eşinizi çocuğun önünde kalıcı ve genelleştirilmiş bir lisanla
eleştirmeyin. Ör: “senin baban hayatta hiçbir şeyi beceremez”, “senin
annen bencilliğin en iyi örneğidir”.
§
Birbirinize küsmeyin, çocuğun gözünden kaçmaz.
§
Çocuğunuzdan taraf tutmasını istemeyin.
§
Uzlaşma ile sonlanmayacağından emin olduğunuz bir tartışmayı çocuğun
önünde başlatmayın
§
Saldırmak yerine, duygularınızı güvenli bir şekilde ifade edin.
§
Kızgınlığınızı kontrol ederek model olun. Sakinleşmek için yavaşlayın ve
kendinize zaman verin.
§
Çatışmaları çocuğun önünde çözün ve anlaşmazlıkların sevginin bir
parçası olduğunu, doğal olduğunu çözülebilir olduğunu hissettirin.
§
Şayet eşinizi çocuğun önünde eleştirecekseniz tüm kişiliği ile ilgili
eleştiriler yapmayın; o anda o durma özel eleştiri yapın. Ör: “baban
böyle yorgun olunca, biraz sinirli oluyor”.
Tüm
bunların yanı sıra anne baba olarak bebeklikten itibaren özellikle
şunlara dikkat etmelisiniz:
§
Çocuğunuzu çok uzun süre yatakta yalnız başına ağlatmayın. İhtiyaçlarını
zamanında karşılamaya çalışın. Çocuğunuzu çok uzun süre ıslak ya da aç
bırakmayın.
§
Mümkünse -özellikle ilk birkaç ay- uyanır uyanmaz ve akşam yatmadan
önce mutlaka sizi görsün.
§
Çocuğunuza önceden tahmin edilemeyen durumlar yaşatmamaya çalışın. Bu
onları çaresiz, sinirli, üzgün ve pasif bir duruma düşürür. Örneğin;
önceleri düğmesine basıldığında ses çıkaran bir oyuncak bozulduğu için
artık ses çıkarmıyor ise, ancak durup dururken aniden ses çıkarıyor ise
bu durum çocuğunuz için ‘önceden tahmin edilemeyen’ bir durumdur.
Çocuğun bu oyuncak üzerinde hiçbir kontrolü kalmamıştır.
§
Yeni
bir durum ile karşılaştığında ona küçük ve başarılabilir adımlar verin
ve yaşatın. Örneğin; çocuğu su ile tanıştıracaksanız, önce küçük su
fışkırtmaları ile başlayın. Daha sonra bileklerinden başlayarak su
seviyesini yükseltin.
§
Çocuğunuza seçim olanakları tanıyın. Örneğin; yemekleri ağzın
tıkıştırmayın. Masadaki yiyeceklerden hangisinden başlamak istediğini
sorun. Açık büfede tabağını kendisine hazırlatın. Mümkünse giysi
seçimini de kendisi yapsın.
§
Çocuğunuzu saatlerce mama sandalyesinde, pusette, oyun parkında
bırakmayın. Keşfetmesi, çevreyi araştırması için fırsatlar tanıyın.
Etrafına biraz çaba ile keşfedebileceği yeni objeler bırakın.
Güvenliksiz bir duruma gelmediği sürece yaptığı keşifleri engellemeyin.
§
Bir
şeylerin üzerine tırmanma, büyük bir ayıcığı kaldırma, bisiklet, paten
kullanma çocuğun kendine güven duygusunu arttıracaktır.
§
Bebeğinizle senkronize oyunlar oynayın. O elini iki kez vurunca siz de
vurun. O ‘oooo…’ deyince siz de ‘oooo…’ deyin. Bu durumda çok hoşlanacak
ve gülecektir. Siz de gülün. Bebeğiniz sevdiği kişileri hareketleri ile
etkileyebildiğini düşünecektir.
§
Onu
sık sık kucaklayın. Bol fiziksel temas kullanın.
§
Ceza
vermek durumunda kaldı iseniz, cezanın nedenini anlamasını sağlayın.
Nedeni anlamaz ve sadece sizden korktuğu için davranışını düzeltir ise,
‘güvensiz’ bir birey olmaya aday olabilir.
§
‘Hayır’ kelimesini limitli kullanın. Kendiniz için hoş olmayan her
durumda ‘hayır’ demeyin. Bu kelimeyi gerçekten tehlikeli durumlarda
kullanın. Hoşunuza gitmeyen durumlar için ‘daha yavaş…’ gibi farklı
söylemler kullanın. Yaklaşmasını istemediğiniz objeleri ‘hayııır’
demeden sadece kaldırın ve erişemeyeceği bir yere koyun.
§
Övgüyü yerinde, zamanında ve yeterli miktarda kullanın. Neden övüldüğünü
anlamasını sağlayın.
§
Çocuğunuza ‘güvenlik mesajları’ verin. Örneğin; doktora aşı olmaya
gidecekse, orada yaşayacağı küçük acıyı önceden basit bir dille anlatın.
Ama bu küçük acının onu ilerideki büyük acılardan nasıl koruyacağını
açıklayın.
§
Uykuya yatmadan önce ‘yatak sohbetleri’ yapın. O gün başınıza gelen iyi
ve kötü olayları paylaşın. Sıkıntılarından arınarak uykuya dalmasını
sağlayın.
§
Çocuğunuzun önünde sergilediğiniz kendi yorumlama stillerinize dikkat
edin. Kötümser yorumlama biçimlerinizden arınmaya çalışın. Çocuğunuzun
kötümser yorumlarına tanık olur iseniz, ona olası diğer iyimser
alternatifleri farkına varması için yardım edin.
Olcay Güner
Klinik Psikolog
|