|
MENU02
|
Boşanma ve Çocuk
Son 20 yıl içinde aile yapılarını
incelediğimizde, hep olağan olarak kabul ettiğimiz anne-baba-çocuk(lar)
yapısındaki aile sayısında gitgide bir azalma olduğunu, buna karşın karışık
aile yapılarında bir artış olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu duruma neden olan
en önemli faktör ise kuşkusuz boşanma. Amerika Birleşik Devletleri’nde
neredeyse evlenen her iki çiftten biri ayrılmaya karar veriyor. Bu oran
Almanya’da 1/3 civarında. Türkiye, henüz boşanmaların çok sık yaşandığı bir
ülke olmasa da, bundan 15 sene önce %1 olan boşanma oranı gün geçtikçe
artmakta. Boşanma sonrasında, daha önce de bahsettiğimiz gibi aile
yapılarında oldukça büyük bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Bir ebeveyn ve
çocuktan oluşan birimlerden, üvey anne/baba ile oluşmuş birimlerine,
anneanne- dedenin katıldığı birimlere kadar uzanan bir aile yapıları
yelpazesi söz konusu.
Ayrılık ya da boşanma kararı kuşkusuz bu kararı alan eşler için çok zorlu
bir süreç anlamına geliyor. Bu sürecin her zaman uyum içinde geçmediği de
bilinen bir gerçek. Ancak bu karardan anne-babaları kadar hatta onlardan
daha fazla etkilenen aile bireyleri çocuklar. Yapılan araştırmalar,
çocukların boşanma öncesi dönemden başlayarak, boşanma süreci ve sonrasında
kısa ve uzun vadede bir çok olumsuz durumla yüzyüze kalabildiklerini
göstermekte. Hiç bir çocuk ilk anda anne ve babasının ayrılmasını istemez
ve bu duruma ya dışa vurarak ya da sessiz kalarak bir tepki gösterir.
Çocuklarda anne-baba ayrılığının yarattığı etkiler genellkle ayrılıktan
sonraki ilk günlerde değil daha sonraki dönemlerde ortaya çıkar ki, bu kimi
zaman seneler sonra dahi olabilir. Çocukların geriye dönüp baktıklarında
olumsuz olarak hatırladıkları, anne-baba arasında haber taşıyıcısı olmak,
anne ve babalarının birbirlerini suçlamalarını dinlemek, karşı cinsten
biriyle samimiyeti ilerlettiklerinde nasıl doğal davranabileceklerini
bilememek, ekonomik sorunlar, anne/babadan biriyle ve o taraftan olan
akrabalarla bağların kopması gibi durumlardır.
Tabii ki çocuk sahibi olmuş bir çift, aralarındaki sorunları gidermek için
ilk çözüm olarak boşanmayı düşünmez, ancak bazı durumlarda ayrılmak çok
sorunlu bir evliliği yürütmekten daha sağlıklı bir ortam sağlar. Bir
boşanma durumunda çocuğun olaya göstereceği tepkilere neden olabilecek ve bu
olayı çocuğun hayatında daha az travmatik hale getirebilecek önemli noktalar
vardır. Hayatında bu yönde değişiklik yapmayı planlayan her anne-babanın
bunlara özen göstermesi gerekir.
Şimdi bu araştırmalara daha yakından göz atalım:
- Çocukların boşanmadan etkilenme derecelerini
belirleyen faktörlerden bir tanesi çocukların mizaç yapısı. Daha atak,
heyecanlı, kolay etki altında kalan, yeni durumlara kolay uyum
sağlayamayan çocukların, anne-baba ayrılığı gibi ciddi uyum becerileri
gerektiren bir duruma uyum sağlamakta da yaşıtlarına oranla daha büyük
zorluk çektikleri görülüyor.
- Çocuğun yaşı da çok önemli bir faktör. Anne-baba
ayrılığını küçük yaşlarda yaşayan bir çocuk, bu olaya ilk anda çok büyük
bir tepki gösterse de, bu durumu kabullenmesi daha kolay olabiliyor. Buna
karşın okulöncesi dönemde, çocuklarda sadakat sorunları ve anne-babayı
yeniden biraraya getirme çabaları gözlenebiliyor. Daha ileri yaşlarda,
çocuklar kendi sosyal hayatlarını kurmaya çalışırken güvendikleri bir
çatının yıkılması, onların kadın-erkek ilişkileri konusunda bocalamalarına
yol açabiliyor. Gözlemleyebilecekleri bir kadın-erkek ilişki modelinin
olmaması, bu çocukları kendi ilişikilerini oluştururken zorlayabiliyor.
- Çocuğun cinsiyeti boşanmaya gösterdiği tepkide çok
belirli bir rol oynamasa da, çocuğun boşanma sonrası birlikte yaşamaya
devam edeceği ebeveynle kuracağı ilişki üzerinde etkili olabiliyor. Kız
çocuklar, anneleriyle genellikle arkadaş gibi olurken, erkek çocuklar
annelerinin yanında kendilerini evin erkeği gibi hissetme eğilimine
girebiliyorlar. Bu nedenle annenin yeni biriyle birlikte olduğu
durumlarda kız çocukların bu iştin pek de hoşnut olmadıkları, buna
karşılık erkek çocukların bir rahatlama hissettikleri izlenebiliyor.
Baba-kız ve baba-erkek çocuk ilişkileri ise çok fazla incelenmemiş
olmasına karşın, babanın görevlerini yerine getirmede yeterli olduğu
durumlarda fazla bir soruna da rastlanmadığını söylemek mümkün.
- Çocukların uyumlarında bir başka önemli faktör
destek sistemleri. Eğer çocuğun hayatında ilişkisinin iyi olduğu bir
büyükanne-büyükbaba ya da başka yetişkinler varsa, bu kişiler anne-babanın
duygusal anlamda pek verici olamadıkları ortamlarda bu boşluğu
doldurabiliyorlar.
- Anne ve babanın ekonomik durumları da bir diğer
önemli konu. Çocuğun ekonomik standartlarında ani bir düşüş ya da anne ve
babanın ekonomik standartları arasında ciddi bir fark olması çocuğu
olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor.
- Ayrılıktan sonra anne ve baba arasındaki ilişki
çocuğun uyumunda en önemli etkenler arasında. Çocuk anne ve babasının
diyaloglarının bozulmadığını ya da en azından kendisiyle ilgili olarak
konuşmaya devam ettiklerini mutlaka görmeli ve hissetmeli. Bu onun güven
duygusunun zedelenmemesi açısından çok önemli.
- Çocuğun birlikte yaşamadığı ebeveynle düzenli olarak
görüşmesi de üzerinde durulması gereken bir diğer konu. Burada önemli
olan faktör, görüşme sıklığı değil, görüşmelerin çocuk tarafından önceden
bilinmesi ve tahmin edilebilir olması. Son anda yapılan değişiklikler,
aniden yapılan planlar, tutulmayan sözler, çocuk açısından çok büyük hayal
kırıklıklarına neden oluyor ve bunların telafi edilmesi mümkün
olmayabiliyor.
- Bütün bu bilgilerin ışığında ayrılığın çocuğa nasıl
sunulduğu da çok önemli. Bu bilgilendirmeyi anne ve babanın birlikte
yapmasında yarar var. Ayrıca, bu kişilerin karı-kocalık rollerinden
vazgeçseler bile, her zaman o çocuğun anne ve babası olarak kalacaklarını
ve bir işbirliği içinde olmaya devam edeceklerini akıllarında tutmalarında
yarar var.
Ayrılıktan sonra anne ve babanın yeni ilişkileri ve bunların çocuğa nasıl
sunulduğu da çok önemli bir konu. Anne-babasının yanında sürekli yeni
birilerini görmek çocuğu kırabilir ve kendi kadınlık ve erkeklik konumuyla
ilgili endişeye sürükleyebilir. Bu nedenle de hiç bir zaman terkedilmemek
için ilk bulduğu kişiye ne pahasına olursa olsun aşırı bağlanabilir ya da
kimseye fazla bağlanmamak için durmadan eş değiştirebilir.
Şu ana kadar çizilen tablo her ne kadar karamsar olarak görünse de,
ayrılık kimi durumlarda çok sorunlu bir evlilikten daha iyi bir çözüm
olabiliyor ve çocukların ruh sağlığı açısından daha uygun bir ortam
yaratılmasını sağlayabiliyor. Anne ve babası ayrılmış olan çocukların
yaşıtlarına göre daha çabuk olgunlaştıkları, hayatın zorlukları karşısında
daha rahat pratik çözümler üretebildikleri de ayrı bir gerçek. Ayrılık
sonrası durumun yukarıda belirtilen noktalar çerçevesinde olabildiğince
optimal bir hale getirilmesi mümkün.
Klinik Psikolog Şeniz Pamuk
|
Hava Durumu
Yeni Sayfa 1
|